Donan kişiye ilk yardım nasıl yapılmalı? Donan kişiye ilk yardım nasıl yapılmalı?

etkililer, donma olayı gerçekleşen bir kişinin ilk olarak ılık bir ortama alınarak soğukla temasının kesilmesi gerektiğini belirterek, şu uyarılarda bulundu:

”Hasta ya da yaralı sakinleştirilmeli. Kesin istirahate alınmalı ve hareket ettirilmemeli. Üzerindekiler çıkartılarak kuru giysiler giydirilmeli. Sıcak içecekler verilmeli. Su toplamış olan bölgeler patlatılmamalı ve bu bölgelerin üstü temiz bir bezle örtülmeli. Donuk bölge ovulmamalı, kendi kendine ısınması sağlanmalı.

El ve ayaklar doğal pozisyonda tutulmalı. Eller yumruk yapılmışsa ve ayaklar büzülmüşse açılmaya çalışılmamalı.

Isınma işleminden sonra hala hissizlik varsa bandaj yapılmalı. El ve ayaklar yukarı kaldırılmalı, tıbbi yardım istenmeli.

KİŞİNEV

MOLDOVA-KİŞİNOV
Kalınacak Yerler:
Oteller yanı sıra ev kiralanabilir.Benim tuttuğum ev ısıtmalı duşu banyosu sıcak suyu , 2 yatak odalı ve tv li bir evdi.Gecelik ücretleri 250 leyden başlıyor 100 euları geçebiliyor ben gecelik 300 ley verdim yılbaşı akşamı burda ev bulmak sorun o gece kişinovda herşey en az 3 kat fiatla satılıyor ben 500 ley verdim ama başka birine bu ev 100 eu civarında verilebilirdi o gece.
Gezilecek Yerler:
Şuraya gidin diyebileceğim bir yeri yoktur Stefan el mare caddesinde turlayabilirsiniz.
Gördüğüm en büyük alışverş merkezi Mall dova alışveriş merkezi , bize göre herşey daha pahalı burda ama üst katında hemen her memleketin yemekleri yapılıyor , yemek yerken moldovanın güzelliklerini seyredebilirsiniz.
Eğlence Mekanları
Gittiğim klüpler:
1.Dance planet :İyi bir dekoru var , gece boyunca bir çift danscı dans ediyor biranın şişesi 5 dolar .Tüm mekanlarda olduğu gibi buradada yoğun bir türk nufusu var
2.Yılbaşını City center club da geçirdim giriş o gece 300 diğer günler 50 koltuklar paralı yılşında 150 eu 5 kişilik bir yer sanırım içecek limitsiz oluyor o durumda
3.Military club : Eski bir kulup pek doldugunu söyleyemem girişi 60 ley bira 40 ley
En iyi clup dry mış gitmedim ama pahalı ve girişte mekana layıkmısın diye giyinişinize filan bakılıyormuş.
Klıpler dışında minik bar veya cafeler var ara sokaklarda ama girme zamnım olmadı.
Hayat:
Şarap ve sex…
Oldukça güzel kadınlar ayrıca yaşınıza başınıza bakmadan sizinle beraber olabilir ve kendinize güveniniz artabilir…..
Pek çalışmayı sevdiklerini söyleyemeyeceğim o yüzden fahişelik yaygın özellikle Kıbrız , Türkiye , dubai ve bilimum başka ülkelere bedenlerini satmaya gidiyorlar erkeklerinin bazılarıda yine yurt dışında çalışıyor.

Ulaşım:
Şehir içinde en uzak mesafe 50 ley , yani taxiler oldukça ucuz.

Garı suddan (güney garajı ) 109 nolu minibus Nord gara (kuzey garajına) gidiyor

Yemek:
Ev tutuldugunda mutfağı kullanılabilir onun dışında mcdonaldsları tercih ettim.süper marketlerden alışveriş bizim ülkemizden daha pahalıya mal oluyor et hariç..

Alışveriş:

Kuzey garajının yanında büyük bir pazar kuruluyor cep telefonu için oraya gittim

Stefan elmarede  uniq binasının arka kısımlarına doğru büyük bir pazar kuruluyor

Molotofla yakılan Serap öldü!

07 Aralık 2009 Pazartesi 14:42Küçükçekmece’de bir İETT otobüsüne Molotof kokteylli atılması sonucu yanarak yaralanan Serap Eser, hayatını kaybetti.
Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yanık ve Kronik Yara Tedavi Merkezi yoğun bakım servisinde tedavisi süren 17 yaşındaki Serap Eser’in sabah saatlerinde hayatını kaybettiği bildirildi.

Eser, 8 Kasım günü Küçükçekmece Kanarya Mahallesi’nde durakta yolcu almak için bekleyen İETT otobüsüne Molotof kokteyli atılması sonucu yaralanmıştı.

Eser’in tedavisi, yaklaşık 1 aydır Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesinde sürüyordu.

Erdoğan geçtiğimiz cumartesi örnek vermişti

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Sokakları illegal eylem alanı haline getirenlere çocuklara, şöyle öyle diyenlere sesleniyorum. O çocuklara molotofkokteyli attıran, o çocukları terörist eylem için kullanan kim? Serap yavrumuzu otobüste molotofkokteyliyle yakanlar kim? O çocuk değil mi? O çocukları mazlum göstereceksin, o molotofkoteyli ile yanan yavruyu ne göstereceksin” demişti.

HASTANE AÇIKLAMASI

Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimliği tarafından yapılan yazılı açıklamada, 8 Kasım 2009 tarihinde alev yanığı nedeniyle hastaneye getirilen 17 yaşındaki Serap Eser’in, bu sabah 08.30′da hayatını kaybettiği hatırlatıldı.

Açıklamada, hastaneye yüzde 35 yanık ile başvuran hastanın yanık merkezine alınarak, özel oda ve bakım altında yoğun sıvı elektrolit tedavisi ve pansumanlarına başlandığı, yanık hastalarının ilk hafta hayatını kaybetmesinin en büyük nedenlerinden sıvı elektrolit dengesizliği riskinin atlatıldığı ve ikinci hafta dolmadan derin doku hasarı olan yanık yüzeylerinin cerrahi olarak temizlenmeye başlandığı vurgulandı.

Açıklamada, “Yanık hastalarının ikinci kaybedilme sebebi ise yanık dokularının vücut sistemlerini etkilemesi ve enfeksiyona sebep olmasıdır. Bu kritik dönemde olayın mücadelesi için günlük ameliyatlarla yoğun bakım tedavisi altında cerrahi pansumanlar yapılmakta iken bir yandan da vücudun savunma cevabı dengede tutulmalıdır. Cerrahi temizlemeler ile beraber hastanın annesinden deri alınarak, yanık yüzeylerinin geçici olarak kapatılması işlemine de zamanında başlanmıştır. Hastanın deri yamalarının başarılı olduğu gözlenmiştir” denildi.

Açıklamada ayrıca, “Bu aşamada, çok yoğun bir mücadeleyle savaş veren hasta vücudu, sistemik immun cevap sendromuna girerek konakçı cevabını bozmaktadır. Genellikle yanık hastalarının üçüncü hafta kaybedilme sebebi budur. Serap Eser de yoğun enfeksiyon bulgusu göstermeyen dokularına ve kan kültüründe üreme olmamasına rağmen immun cevabı çok abartılı seyretmiş ve organ yetmezliği gelişmiştir. Sistemik immun cevap sendromunda ve sonrasında gelişen organ yetmezliğinde olay tamamen moleküler boyutta olup her türlü antiboyitik, mineral, sıvı, destek ilaçlar ve cerrahi pansuman tedavilerine rağmen hasta hayatını kaybetmiştir” ifadelerine yer verildi.

Ağabeyi anlattı: “Yılbaşına kadar buradan çıkacağım diyordu”

Serap Eser’in ağabeyi Ümit Eser, Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi önünde basın mensuplarına açıklama yaptı. Ümit Eser, kardeşinin yaralarının “enfeksiyon kapabilme” ihtimalini doktorların söylediğini ama daha sonra enfeksiyon kaptığını belirtmediklerini söyledi.

Kardeşinin ölüm haberini basın mensuplarının kendilerinden önce öğrendiğini ifade eden Eser, Serap Eser’in durumunun son birkaç gün içinde bozulduğunu, arife günü fenalaştığını ve daha sonra durumunun gittikçe kötüleşerek yoğun bakıma alındığını anlattı.

Kardeşinin arife günü fenalaştıktan sonra ateşinin çıktığını bildiren Eser, ‘İhmal tarafını bilmiyorum açıkçası. Benim bildiğim yoğun bakıma bir anda düşmesi. Bayram nedeniyle atlanan bir şey var mı acaba, diye düşünüyorum. Doktorları sürekli gelip gidiyordu. Ama bayram süresince nöbetçi doktorları vardı” diye konuştu.

Serap Eser’e annesinden deri nakli yapıldığını bildiren Eser, annesinin de şu an aynı hastanede tedavi altında olduğunu, kız kardeşinin öldüğünü henüz bilmediğini kaydetti. Eğer bir ihmal durumu olduğunu öğrenirlerse dava açabileceklerini ama şu an böyle bir durumun olup olmadığını bilmediklerini aktaran Eser, faillerin yakalandığını ama böyle durumlarda cezanın çok düşük olduğunu ifade ederek, “Olan ölen kardeşime olduğu” dedi.

“Derslerini düşünüyordu”

Fenalaştığı son günlere kadar kardeşiyle konuştuklarını dile getiren Eser, “Serap kendine göre ‘Ben yılbaşına kadar çıkacağım buradan” diyordu. Derslerini düşünüyordu. Zaten olay dershaneden dönerken, akşam üzeri oldu. İndiği durakta bir ışıklandırma yok. Buna hep kızıyorduk. Birileri bekliyordu. O gece babam Serap’ı almaya gitti. Orada o gece de birilerini fark etmiş, orada oturan birkaç kişi diye düşünmüş. O sırada otobüs gelmiş durduğunda içinden yanarak bir kız düşmüş, babam baktığında kendi kızı olduğunu görüyor” diye konuştu.

Bu arada, vefat eden Serap Eser’in babası Zübeyr Eser, eşini görmek üzere hastaneye geldiği sırada, basın mensuplarına, “konuşacağım bir şey yok, artık gidin” diye sitem etti.

Yazmak

Uzun zamandır birşey yazmıyordum , acaba ne yazsam diye düşünürken..
İş olsun diye yazmanın da ayrıca bir gaflet ve dalalet olduğunu farkettim , ne diye milletin kafasını karıştıracaksın işkembeden cerbezelerle…

Dünyayı idare etmek

Dünyayı üreticiler değil de ürünleri pazarlayanlar kontrol eder diğerleri maaşlı çalışan olabilir ancak.
Örnek kim daha akıllıdır arabayı yapan , icat eden mı satan mı ? Peki hangisi daha çok kazanır.

Araçları trafikten çekerken ve sonrasındaki işlemler

1.Taşıtlar Vergi Dairesinden borcu yoktur yazısı alınacak.
2.Nüfus cüzdanı, sürücü belgesi aslı veya Noter tasdikli örneği.
3.Tescil belgesi (Trf.Tsc.Şb.Md.lüğü ve Br.A.liğinden)
4.Plakayı sök ve araç tescil belgesi ( ) ile aracın kayıtlı olduğu trafik müdürlüğüne gidin
3.Burdan 2 adet Ek 1 belgesi alıp doldurun(çifti 1 tl. Şöförler birliğine haraç) ( eğre yazınız iyi ve okunaklı ise kendiniz doldurun elalaleme 10 tl kazandırmayın)
4.Hazırladığınız her şeyi Trafikteki somurtkan memura verin.
5.
6.Vergi dairesi yazınızı okuyamaz ise vergiden araç düşmez bunun için vergi dairesine uğrasanız iyi olur.
7.Aracı tekrar trafiğe çıkartırken muayene yaptırmanız gerekecektir.Muayenedekiler sizden önceki muayenin kanıtlanmasını isteyecektir eğer 5 yıl sonra aracı tekrar trafiğe çıkaracaksanız en ve tescilinizi kanıtlayamazsanız geçmiş yıllarında muayene ücretini size faiziyle ödteceklerdir ben bunun için tescil belgesini trafikten çekme işlemnden önce noterden onaylatacağım eğer sizde en son yaptırdığınız muayenin faturası varsa buna gerek yoktur.

Hiç

Büyüdükçe küçüldüm , hiç geçmeyen hafakanlar , ahu vahlar , süpriz mutluluklar ardından başa dönen çark umut sensin huzur sensin ama giz sin ellerimden tutmazsın …

Milliyetçilik

Ta kabilden beri insanlar çatışır , çatışma çatışanların üstün gelmek için yandaş toplama gayretini netice verir bu yandaş toplamanın bir yöntemide ortak ata propogandasıdır bu propagandanın etkili olması ancak diğer guruptan üstün olduğunikrini benimsetmekle olur ki bu kavrama ayrıştırıcı milliyetçilik diyorum ben.
Bence ulu orta milletinin üstünlüğünden bahseden insanın iyi niyetinden bahsedilemez bu kişi sadece etrafında güç toplayıp bunu sömürmek , meyvelerinden yararlanmak isteyen insandır.

Milliyetler hakkında

İster dinler açısından , ister evrim kuramları açısından bakın ortak atadan türedik , yani orjinimiz aynıyken hayat çizgisinde bir noktada durup farklı soyadlarını ayrıştırıp bir birine üstünlük taslayarak düşmanlaştırmak ancak kötü niyet , çıkarların çatışması ile açıklanır.Her milletin sonuçta bir noktada dedeleri aynıdır.

Kültürel ve fiziksel değişimde bir tür evrim göze çarpıyor.Bazı aileler kendilerini daha iyi geliştirmiş , kültürel ve fiziksel olarak farklılaşmıştır veya üstünleşmiştir bu bir gerçektir peki bu durum da ki bir millet bir familya diğerlerine üstün duruma geçti diye diğer guruba tahakküm etmek , onları küçük görmek ezmek , öldürmek , parçalamak …vs zorunda mıdır yoksa onalrında gelişimi için onları eğitmek ellerinden tutmak durumundamıdır .Bunlardan hangisi daha insanıdir?Hangi durumda daha huzurlu bir dünya yaşanır.Altta kalanın çıldırdığı doğrudur , üstte olan kendini teknolojik üstünlüklebir nebzeye kadar  koruya bilir fakat geridekilerin hırsla ilerledikleride vakidir ve bunların da bir gün intikamlarını aldıkları görünüyor veya görülecektir.

Sonuçta üstünlükleriniz vurgulamak yerine küçük kardeşi sürçtüğünde elinden tutan abi durumunda olmak gerekir ki küçük kardeş büyüdüğünde sizin yaşlılığınıza saygı gösterebilsin ve sizinle ilgilensin.

Yaşam tarımızı değiştirmemiz gerekiyor

Bıçak kemiğe dayanana kadar belki kafa dağıtmak belki kötü niyetten dolayı ülkemde sokakta kahvede magazin (avşarın memişleri , arzunun frikiği , iboşun ses kalitesi ) konuşulur olmadı futbol için kavga edilir .
Halbu ki hayatımızı zenginleştiren , hastalıklarımıza çare bulan , belki de bizi ukbaya hazırlayan kyani bilimden nasibimiz çok azdır.
Ancak hasta olduğumuzda , deprem olduğunda sel olduğunda cesetler sularda yüzmeye , hastalığımızdan güçsüz düşmeye başladığımızda bu ülke bilim adamı yetiştiremez , siyasetçilere verir veriştirir onlara taraf olma yolunu benimseriz….
Sen bilim adamına okula eğitime önem verki bu alanlar gelişsin , saygı gösterki çocuğun topçu değil de bilim adamı olmak istesin…